GELİŞTİREN AİLE


04/05/2016

Bir önceki paylaşımımızda geliştiren ortam ve kalıplayan ortamı tanımlamıştık. Bu paylaşımımızda “geliştiren aile” ve “kalıplayan aile” örneklerleri ile çocuklarımızın gelişimlerine, yaşamdaki duygu ve düşüncelerine yansımasına değineceğiz.

Geliştiren aile nedir? Geliştiren aile nasıl bir tavır ve tutum içerisindedir? Geliştiren ailede çocuğun kendisi ile ilgili ve yaşam ile ilgili duygu ve düşünceleri nelerdir?

Geliştiren aile; çocuğu sevdiği kadar saygı da duyar. Çocuk bir bireydir. Ailede sohbet, güven ve demokrasi ortamı vardır, çocuklar ve ebeveynler fikirlerini paylaşırlar.

3 yaşından itibaren soru sorarak yaşamı öğrenmeye çalışan çocuğa anlayabileceği bir dille anlatımlar yapılır. Çocuk soru sormakta özgürdür. Evde oyun oynayarak, karıştırarak, kirleterek birşeyleri deneyerek öğrenir. Hata yapmak normaldir. Ebeveyn oyunlarda çocuğa katılımcıdır. Böylelikle çocuğun hayal dünyası gelişecek, ilerleyen yaşlarda yaşamında mutlu olmasına ve başarısına etki edecektir. Çocuk hangi yaşta olursa olsun başarılarına şahitlik söz konusudur. Örneğin; küçük yaşlarda çocuklar ilk defa tanıştıkları şeyler konusunda heyecanlanırlar ve ebeveynlerinin şahit olmasını isterler. Heyecanla ilk defa gördüğü bir kuşu, ağacı, gemiyi, uçağı gösterebilirler. Sizin gözünüzden normal gözüken şeylerle onlar ilk defa tanışmaktadır ve tanık olmanız büyük önem taşır, hayatları boyu unutmazlar. Çocuklar insanları, nesneleri kendi boylarına oranla devasa görürler. Geliştiren aile; çocuğun hizasına inerek onunla iletişim kurar. 3 yaşından itibaren çocuklara yaşları dahilinde yapabilecekleri sorumluluklar verilmeye başlanır. Ebeveyn çocuğun sorumluluğunu kendi üstlenmez. Küçük yaşlarda verilen sorumluluklar okul döneminde derslerinde ve ödevlerinde sorumluluk almasını sağlar. Geliştiren ailede çocuğun; sevilme, sayılma, güven, ait olma ihtiyaçları karşılanmış olur. Örneğin; Akşam eve gelen çocuğa "Seni merak ettim" demek çocukta sevildiği duygusunu uyandırır. "Sana kötü bir şey olacağından korktum"; demekte aynı şekilde çocuğa değer verildiği duygusuna yol açar. Geliştiren aile de kitap okuma saatleri vardır. Belirli aralıklarla okunan kitaplar üzerine sohbet edilir. 

Geliştiren ailede yetişen çocuk yaşamı boyu şöyle hisseder; "ben değerliğim, ailemin ve okulumun parçasıyım, davranışlarımı kendim yönlendirebilirim, yapamazsam yardım ister ve alırım. Kendi başıma doğru kararlar alabilirim." Yaşamda mutlu, coşkulu ve başarılıdır. Kendini gerçekleştirir ve kendi yaşamını yaşar. Güler yüzlü ve özgüveni yüksektir.

KALIPLAYAN AİLE

Kalıplayan aile; çocuğu sevmektedir ama çocuğa saygı duymaz. Çocuk çocuktur tavrı vardır. Sevgi gösterilmezki çocuk şımarmasın, sonra bizi dinlemez tavrı mevcuttur. Ailede bir otorite vardır; kimi zaman baba, kimi zaman anne olur. Aile bireyleri arasında güven ve demokrasi yoktur.

Çocuk soru soramaz. Hatasız, 4,4’lük çocuk olması istenir. Ebeveyn ben biliyorum, benim kararlarım doğru tavrı ile her konuda çocuğu yönlendirir. Şöyle yap, böyle yap, öyle olur, böyle olur gibi emir içeren cümleler kullanır. Sürekli bir ikaz durumu söz konusudur. Ödevini yaptın mı?, dersini çalıştın mı? gibi. Mükemmel çocuk olması istenir. Hata yapamaz. Ev dağıtılamaz, kirletilemez, karıştırılamaz. Çocuğun gelişimi değil evin düzeni daha önemlidir. Çocuğun yaşamı deneyimleyerek değil, hazır bir formül gibi yaşaması istenir. Ebeveyn çocukla oyun oynamaz. Kısıtlanan çocuğun hayal gücü gelişmez, okul başarısı düşük ve yaşamda mutsuz olur. Sorumluluk her zaman ebeveynde olduğu için çocuk neyi nasıl yapacağını öğrenemeden büyür. Ebeveyn kendine bağımlı çocuk yetiştirmiş olur. Çocuğun kendine ait hiçbir fikri olmaz, yaşamı boyunca hep birilerinden akıl alır, özgüvensiz olur. Kalıplayan ailede çocuğun; sevilme, sayılma, güven, ait olma ihtiyaçları karşılanmaz. Örneğin; akşam eve geç gelen çocuğa "nerelerde kaldın derslerine çalışamadın" der; birinci derecede derslerin önemlidir, sen en fazla ikinci derecede önemlisin mesajını iletir. "Yarın zayıf alırsan gözüme gözükme" der; sen ancak iyi notlar alırsan benim tarafımdan sevilir ve kabul görürsün, yoksa seni sen olduğun için sevip kabul etmem: Amaç iyi not almak, sen ise "araçsın" mesajı iletir. Bu mesajı alan çocuk; kabul edilmediği, değerli olmadığı, sevilmediğini duygularını yaşar. Şüphesiz, bu duygularda onun psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkiler. Çocuk maskelerden oluşan bir yaşam yaşar. Yerine ve insanına göre, nabza göre şerbet misali.. Çünkü çocuk ebeveyn ile iyi geçinmeyi öğrenmiştir. Kalıplayan aile de kitap okuma saatleri yoktur, aile üyelerinin günü nasıl geçirdikleri pek önemsenmez, genellikle tv izlenir.

Kalıplayan ailede çocuk yaşamı boyu şöyle hisseder; “benim değerim yok, değersizim, başkalarının beklentisini yerine getirirsem beni korurlar yoksa dışlanırım. Zaten onlar olmadan ben hiçbir şey yapamam, başaramam.” Yaşamda mutsuz olurlar. Kendini gerçekleştiremez ve kendi yaşamını yaşayamazlar, hep birileri onları yönlendirsin isterler. Gülmezler ve özgüvenleri olmaz.

Bazen farkında olmadan ebeveynler kendi ailelerinin etkisinde kalarak, kalıplayıcı tutum içerisine girebilirler. Bu tutumun ne kadar erken farkına varırsak, çocuklarımızın geleceklerine o denli etki edecektir. Hiç şüphesiz her ebeveyn çocuğu için canından dahi vazgeçebilecekken, çocuğunu değersizleştirmemeli diye düşünüyorum.

Zaman ve emek verip okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

Selam ve sevgilerimle.

Çiğdem Gül Uğural



Link :

Çiğdem Gül Uğural Resmi Web Sitesi © YASAL UYARI: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu hükümlerince yayın yapan sitemizdeki her türlü içerik, yazılı izin almak ve ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.