EVLİLİKTE MUTLULUK


16/12/2016

Eşim Uğurla Karaköy’den Kadıköy’e gitmek üzere iş çıkışı saatinde iskelede bekliyoruz. Günün yorgunluğu ve stresi insanların yüzlerinden okunur halde. Kaşlar çatık yüzler asık. Arabaların park yeri olarak kullandığı, inşaatların gasp ettiği kaldırımlar yüzünden yürümeyen insanlar soğuk ve yağmurdan korunmak için iskeleye yetişme telaşı içinde. İnsanın varoluş sınırlarına tecavüz eden buna benzer yüzlerce metropol manzarası içinde herkes vapurun gelmesini bekliyor.

Bu bekleyiş sırasında önümüzdeki yaşlı çiftin yüksek sesli diyaloglarına şahit oluyoruz. Adam, eşi ne söylerse söylesin onu tersliyor, aksini iddia ediyor. Her ikisi de birbirlerinin ailelerini suçluyor. Besbelli ki aile içi iletişimsizlik ve eşlerin kendi ailelerine ilişkin sorunlar söz konusu. 

Bunun üzerine şunları düşünüyorum. Belki de biraz kendi içimize dönüp bakmakla çözebileceğimiz sorunların cevabını dışarıda aramak, suçu başkasına yüklemek; giderek öfke boyutlarımızı artıyor ve söylenen her cümlenin negatife çekilmesini kolaylaştırıyor.

Eşler birbirlerine karşı esnek kabullenici ve bağışlayıcı olamıyorlar. Birbirlerinin yanlışlarını ve özelliklerine karşı hoşgörülü olamayan eşler zamanla anlayışlarını kilitleyen düğümleri çözmeye çalışmak yerine, ilişkinin kendisine olan inançlarını yitirmeye başlıyorlar.

Çiftler sıklıkla kendi ilişkilerinin dışındaki diğer insanlara nasıl uyum sağlanacağı konusunda (örneğin iş hayatı gibi) usta olmasına rağmen, çok az insan yakın bir ilişkiye o ilişkiyi mutlu kılacak temel birtakım bilgilerle giriyor. Yakın ilişkiye giren insanlar nasıl birlikte karar alınacağını veya eşin verdiği mesajların "şifrelerin" nasıl çözüleceğini sıklıkla bilemiyorlar. Evin tavanı aktığında belki onun nasıl onarılacağını bilen çiftler, iş aralarındaki sevginin günden güne azalması olduğunda ne yapacaklarını bilemiyorlar.

Evlilik, yaşamdaki diğer ilişkilerden farklıdır. Bir çift uzun süreli bir ilişkiyi amaçlayarak birlikte yaşamaya başladığında birbirleriyle ilgili belli beklentiler duymaya başlarlar. İlişkinin yoğunluğu, yıllardır uyuya kalmış; koşulsuz- şartsız sevgi, sadakat ve destek özlemlerinin canlanmasına yol açar. Ve eşler ya açık olarak sözleriyle ya da dolaylı olarak eylemleriyle birbirlerinden bu derin ihtiyaçlarının karşılanmasını beklerler. 

Sizlerinde bu konu üzerindeki düşüncelerinizi merak ediyorum. Katıldığınız için şimdiden teşekkür ediyor, selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Çiğdem Gül Uğural

 



Link :

Çiğdem Gül Uğural Resmi Web Sitesi © YASAL UYARI: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu hükümlerince yayın yapan sitemizdeki her türlü içerik, yazılı izin almak ve ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.