EVLİLİĞİN GİZLİ ŞİFRELERİ


09/05/2016

Bugünkü paylaşımımızda bazı farkına varışlara şahit olacağız. Bazılarımız evliliği ile ilgili, bazılarımız çocukları ile iletişimi ile ilgili, bazılarımız yaşanmışlıkları ile ilgili.. Yaşamın temellerinin çocukluk yıllarında atıldığını ve bilinçaltında kodlanan bazı gerçeklerin olduğunu söylesem ne düşünürsünüz? 

Sürekli kavga halinde olan, üçüncü kişilerin (kayınvalide, kayınpeder gibi..) müdahil olduğu evlilikleri düşünün. Böyle bir evlilikteki bireylerin arasında hep şöyle bir diyalog vardır; “senin annen şöyle dedi, senin baban şöyle dedi, annen şöyle yaptı, baban şöyle yaptı…” gibi örnekler çoğaltılabilir. Bunların temelinde çocukluk yıllarında farkında olmadan sizlerin bilinçaltına kodlanan şifrelerin olduğunu söylesem. Nasıl mı? Çocuklar yetiştirilirken ebeveynler bazı sözcüklerle farkında olmadan yüklemeler yaparlar. Bunlar; “oğlum/kızım büyüyecek ana,babasına bakacak, oğlum/kızım büyüyecek evlendi mi anasını babasını unutmayacak, oğlum/kızım büyüyecek anasını babasını koruyacak, oğlum/kızım büyüyecek ben onun hayatında hep tek olacağım” gibi gibi cümleler kurulur. Çocuk bunu bilinçaltına yerleştirir, cebine koyar. Bu çocukları 5-6 yaşına kadar anneleri giydirir, yemeklerini anneleri ya da babaları yedirir.. Yani kısacası yaşam sorumluluklarını ebeveynleri onların yerine, yerine getiriverir. Zanneder ki ilgileniyorum, yaşamını kolaylaştırıyorum. Oysa ki çocuğunu kendine bağımlı hale getirmektedir. Şimdi konu ile ne alakası var diyebilirsiniz. Bağımlı çocuklar büyürler, bilinçaltında zaten kodlananlar da var, onlarla evlenirler… Evliliğin ilk zamanları denen cicim ayları geçer, kavgalar başlar. Anneler, babalar kendileri sık ziyaret edilsin isterler, evli çiftlerden hep beklenti içinde karışırlar. Evli çift bağımlı olarak yaşamlarına devam ederler, ama aralarında hep bir çatışma vardır. İki tarafın aileside yönetimdedir. Yönetimler de bazen kavga içine girerler. Hele birde çocuk oldu ise.. Paylaşılamaz.. Torun görecekleri günü dahi hesaplayan kayınvalide, kayınpedere şahit oldum desem. Bu evlilik tamamen iki çocuğun yapmış olduğu bir evliliktir. Yaşam sorumlulukları alınmış, kendilerine hapsedilmiş yaşamda nefes alamazlar, yaşamları güç olur. 

Oysa şöyle yapılmış olsa idi. Çocuklar 3 yaşından itibaren kendi üzerlerini giyinseler, yemeklerini yeseler, bu sorumluluklarını kendileri yapsalardı. Aile çocukla beklentisiz, koşulsuz bir ilişki kursa idi. Çocuk aileye bağlı büyürdü. Bir yetişkin gibi evlenir, mutlu olurdu. Ama yine ailesini sever, sayar, ilgilenirdi. 

Şimdi durup biraz düşünmenizi istiyorum. Sizce nasıl olmalı, yaşamaya geldiysek dünyaya, yaşamayalım mı, tutsak mı kalalım? Yaşam sınırlarımızı kendimizin çizdiğimiz bir ailemiz olmalı. Karı-koca evin kararlarını sohbet ortamı ile kendileri belirlemeli.

Zaman ve emek verip okuduğunuz için teşekkür ederim.

Sevgi ve selamlarımla.

Çiğdem Gül Uğural



Link :

Çiğdem Gül Uğural Resmi Web Sitesi © YASAL UYARI: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu hükümlerince yayın yapan sitemizdeki her türlü içerik, yazılı izin almak ve ilgili sayfamıza link vermek koşulu ile yayınlanabilir. Aksi durumlarda yasal hakkımız saklıdır.